Nasrettin Hoca Fıkraları, Hasrettin Hoca Fıkrası, Hoca Fıkraları, Nasrettin Hoca Fıkraları Oku

15 Eylül 2009 Yazan KasirgA  
Kategori Fikra

Bir gün Nasrettin Hoca`nın evine iki kişi gelmiş.
“Aramızda bir anlaşmazlık çıktı”demişler.
Biri derdini anlatmış, Nasrettin Hoca haklısın demiş.
Diğeride derdini anlatmış. Nasrettin Hoca onada haklısın demiş.

O sırada çayları vermekte olan Karısı atlamış,
“Bu nebiçim şey Hoca! ikisine de haklısın dedin?”
Hoca bi an düşünmüş ve karısına dönüp :
“neyapalım hanım sen de haklısın” demiş.
————————————————–

hoca bi gün camiye gitmiş namaz kılacakmış hoca vaaz verirken demişki sağ tarafıızda melekler sol tarafınızda şeytan bulunur.

Bunu duyan hoca namaz sonunda selam verirken sağa dönmüş meleklere esselamün aleyküm demiş sola dönüp şeytanlara iktirin len burdan deyip namazı bitirmiş.

————————————————–

Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.

Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra:
- bana senmi vurdun? demiş adama.
Adam: – ben vurdum lan ne olacak demiş.
Hoca: – sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş
Adam: – ciddi vurdum napacan?!
Hoca: – Aman aman, öyle olsun… Cunku şakadan hiç hoşlanmam da …

————————————————–

Hoca bir gün boş bir bostana dalar yolar temizler bostanda ne varsa marullar patlıcanlar salatalar. Doldurur bir çuvala tıka basa tam yükü yüklenecekken Çam yarması bir adam peyda olur herif der ne arıyorsun burada hoca bir düşünür ve cevabı bulur Der ki:

-Dün bir rüzgar çıkmıştı ya o attı beni buraya
-Demek seni buraya atan rüzgar peki ya bu patlıcanlar marullar onları da hep rüzgarmı kopardı

-Evet biraz fazlaca esiyordu beni öteye beriye savurdu neye uğradığımı bilemedim bari şunlara tutunayımm dedim neye tutundum sa elimde kaldı.

Bunun üzerine bostancı kızar:

-Peki çuvala koyan da mı rüzgar söyle kim doldurdu çuvala bunu?
Hoca tatlı tatlı kaşır burnunu
sonra döner der ki:
-ilahioğlum işte ben de onu düşünüyorum ya……

————————————————–

-Hoca, evlilik ne demektir?

-Gunduzleri cifte hirlama, geceleri cifte horlama!

————————————————–

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.

-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu…

-Beni ilgilendirmez!

-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.

-O zaman seni ilgilendirmez!

————————————————–

Nasreddin Hoca bir cimri tanidiginin evine gittiginde tanidigi ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmis. Nasreddin Hoca bayat ekmegi disi kesmeyince sinirinden bali kasikla yemeye baslamis. Ev sahibinin gözü yerinden oynamis :

-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanin içini siyirir, demis.

Nasreddin Hoca hiç ses çikarmadan bali bitirmis ve :

-Kimin içinin siyrildigini Allah biliyor, demis.

————————————————–

Nasreddin Hoca abdest alirken, bir ayagina su yetmemis. Namaz kilarken de bir ayagini yukar kaldirarak namaz kilmis. Bunu gören cami cemaati :

-Hocam bu nasil namaz? diye sormus.

Nasreddin Hoca :

-Bir ayaği abdestsiz namaz, diye cevap vermis.

————————————————–

Birgün bir fakir bir adam elinde sağdece kuru bir ekmekle yürürken bir lokanta görmüş çook güzel yemekler pişiyormuş.Adam dayanamayıp ekmeğini yemeğin buharına tutup tutup yiyormuş bunu
aşçı görmüş demişki;
AŞÇI: -Burda ne yapıyorsun.
ADAM: -Yemekler çok güzeldi bende ekmeğmi buharına tutuyordum.
AŞÇI: -O zaman parasını ver!!!
ADAM: -Ben birşey yapmadımki sadece ekmeğimi buharına tutup yedim.
AŞÇI: -O zaman kadıya gideceğiz.

Demiş;
Adamla aşçı gitmişler kadıya. aşçı kadıya söylemiş kadı(hoca) aşçıya yakalaş demiş aşçı hemen yanına gitmiş hoca içi para dolu kese çıkarmış hoca aşçıya kulağını yaklaştır demiş. aşçı yaklaştırmış hoca keseyi biraz sallamış aşçı sormuş hocam siz bana vermedinizki demiş. Hoca eeee o senin yemeğinin buharını almış sende paranın sesini alırsın demiş…

————————————————–

Bir gün Nasreddin Hoca sehire gelip, bir arkadasiyla birlikte handa kalmis. Gece yarisi arkadasi sormus :

-Hocam, uyudunuz mu?

-Buyurun birsey mi var?

-Biraz borç para isteyeyim demistim.

Nasreddin Hoca derhal horlamaya baslayip:

-Ben uyuyorum! demis.

————————————————–

9 mu 10 mu ?
Hoca bir gün köyden eşekleri almış şehre satmaya gidiyormuş.Eşeğin birisine binen hoca ikide bir eşekler kaybolmasın diye sayarmış.Yine sayacağı zaman altındaki eşeği saymayarak 9 eşek olduğunu görmüş.İnmiş eşekten yine saymış bu sefer 10′muş.Hoca şaşırmış ve ;
-9 mu 10 mu kara verin artık ! demiş

————————————————–

hocaya bır gun sormuslar : hocam burcunuz nedir?
hoca:teke demiş
ahali:tekee diye bir burç yoktur ki demış
hoca:60 yıl once doğduğumda bırcum oğlaktı 60 yıl sonra buyudu teke oldu demıs..

————————————————–

Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs hocada dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus kesis elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis
büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.

Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dediben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.

Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim o da tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim.

————————————————–

Hocanin iki karisi varmis.
Bir gün ‘en cok hangimizi seviyorsun’diye sorarlar hoca söylemek istemez.

yeni karisi:
-ikimizde göle düssek,önce hangimizi kurtarirdin? demis.

hoca eski esine, ’sen biraz yüzme biliyordun degil mi? der.

————————————————–

Fakir cobanin surusune hastalik girmis,oyunlar, kuzular telef oluyor, kosmus, nefesi kuvvetli bir hocaya. Hocaefendi,

-”Her koyun oldukten sonra iki rekat namaz kil!” demis. Coban namaza baslamis ama, nafile, koyunlar, kuzular sapir sapir gidiyor. Elde son bir kuzu kalinca, coban namazi kesmis, kara kara dusunuyor,kuzu da oynasirken yogurt bakracini devirmesin mi?

-”Bana bak!” demis:

-”Simdi iki rekat da sana kilar, gonderirim ha! Otur oturdugun yerde!”

————————————————–

Hoca, küçük yasta da beklenmedik sakalar yapar, etrafindakileri sasIrtIrmIs. AnasI terzi çIraklIgIna vermis onu. Bir, iki yIl derken, kadIncagIz sormus:

“Oglum neler ögrendin? Anlat da sevineyim.”

“Olur, anacIgIm.” demis Hoca. “Simdilik isin yarIsInI ögrendim. Dikilmis seyleri söküyorum. Ömrüm de yeterse, elbise dikmeyi de tez zamanda ögrenecegim.”

————————————————–

Hoca eşeğine binmiş.Alımlı, çalımlı dolaşıyormuş.Tam bir köylüsünün yanından geçiyormuş ki.Dengesini kaybedip düşmüş.Adam başlamış gülmeye.Çalımı bozulan Hoca fena öfkelenmiş.Ne gülersin be adam diye bağırmış.Düşmesem de inecektim zaten.

————————————————–

Hocanın kızı müthiş bir gümbürtü duyup seslenir:- Baba, bu ses nedir ?- Hiç kızım hiç, kavuk merdivenden yuvarlandı da.- A! baba, kavuktan bu kadar çok ses çıkar mı?- Çıkar kızım çıkar.Altında ben olursam çıkar.

————————————————–

Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:
- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gün yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.
Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca’yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca’dan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca’nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.

————————————————–

Nasreddin Hoca parasini geri istemek icin defalarca kapisini calan alacaklisina kapiyi acmis.

-Yakinda, demis, yakinda parani odeyecegim.

-Ne zaman?

-Dinle bak…Bizim duvar kenarina yol boyunca cali tohumu ektim.

-Ve?

-Ve tohum ilkbaharda yeserecek ve cok calimiz olacak…

-Evet, suphesiz! Sonra?

-Bu caddeden cok koyun surusu gecer. Gecerken, gecen

koyunlarin yunleri calilara takilacak. Ben de yunleri toplayacagim. Bizim hanim bunlari egirip ip yapacak. Sonra gerisi kolay! Ben de pazara goturup satacagim ve parani geri odeyecegim.

Adam bu sacma plan uzerine kahkahayi basar. O zaman Hoca, demiski;

-Parayi avucunda hazir hissedince nasil da gulersin, degilmi, seni koftehor seni!

————————————————–

Bir gün Nasrettin Hoca`nın evine iki kişi gelmiş.
“Aramızda bir anlaşmazlık çıktı”demişler.
Biri derdini anlatmış, Nasrettin Hoca haklısın demiş.
Diğeride derdini anlatmış. Nasrettin Hoca onada haklısın demiş.

O sırada çayları vermekte olan Karısı atlamış,
“Bu nebiçim şey Hoca! ikisine de haklısın dedin?”
Hoca bi an düşünmüş ve karısına dönüp :
“neyapalım hanım sen de haklısın” demiş.

————————————————–

Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus.Bir köylü yanina yaklasmis :

- Efendi, bugün günlerden ne?

Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca :

- Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem…

————————————————–

Hoca yolda bir leylek bulmuş.Almış onu evine götürmüş.Daha önce hiç leylek görmemiş.Uzun gagası ve bacaklarını çok yadırgamış.Tutup bir güzel kesivermiş onları.Sonra da yüksekçe bir yere koymuş.Karşısına geçmiş.Yaptığı işten memnun, seslenmiş:

-Bak şimdi kuşa benzedin.

————————————————–

Nasreddin Hocanin bir gün karisi ölmüs.Bir ay sonra kocasi ölmüs dul bir kadinla evlenmis.Evlendigi kadin Hoca ya sürekli eski kocasini anlatiyormus.Yine bir gün yatakta kocasini anlatiyordu.Işte benim kocam şöyle yapardi,böyle yapardi…Hoca sinirlenmis ve kadina bir tekme atmis ve kadinyere düşmüş.Kadin sormuş aman hoca niye attin beni.Hocaninda cevabi hazir:

-Eee yatakta bi sen yatiyosun bi ben bide eski kocan üçümüz sigamadik sende düştün..

————————————————–

Nasreddin Hoca Aksehir pazarinda bir adamin basina toplanmis olan kalabaliga yaklasir.Satici elindeki kusu satmaya calismakta ve fiyati ise cok yuksek 50 Akce, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akce. Hoca bir turlu fiyattaki asiri farki anlayamaz ve sorar

-Hemserim bu nasil kus 50 Akce istersin?

-Hoca efendi bu bildigin kus degildir bunun ozelligi var.

-Neymis ozelligi?

-Hocam bu kusa papagan derler ve konusur.

Hoca aniden hemen eve kosar, kumesten hindisini kaptigi gibi pazara doner. Papagan satmakta olan adamin yanina durur ve yuksek sesle;

-Bu gordugunuz kus sadece 100 Akceye, gel, gelll!

Herkesten cok papagan satan sasar bu ise ve sorar.

-Hocam 100 Akce cok degil mi bir hindi icin?

-Sen 50 ye satiyorsun ama

-Dedim ya hocam benim kus konusur ama

-Oyleyse, benimki de dusunur!

————————————————–

Hoca, bir gece gürültüyle uyanmış.Bakmış, bir hırsız eşyaları topluyor.Adamdan korkmuş.Sesini çıkartmamış.Ama peşine de düşmüş.Az sonra, durumu farkeden hırsız, kızgınlıkla sormuş:- Beni neden takipediyorsun bakayım?Hoca, sakin, pişkin yanıtlamış.- Taşıdığın evin sahibiyim de.

————————————————–

Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:

- Kaç akçe şu heybe muhterem?
- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:

- Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.

Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

————————————————–

Karadeniz Fıkraları

31 Ağustos 2009 Yazan KasirgA  
Kategori Fikra

Koşu:

Temel ile Idris bi gun stadyuma gitmişler.
Atletler kosarken aralarinda su konusma geçmis:
Temel :
- Ula, bu usaklar hacan niye kosayi?
Idris :
- Biri birinci gelecek, madalya alacak.
Temel :
- Haaaa!.. Peçi öbürleri niye kosayi???

Simit:

Temel,senelerce kaldığı trabzondan amerikaya gitmeye karar verir. uzun yolculuktan sonra nihayet amerikaya varır.oraya gittimi birde ne görsün hayal bile edemediği kadar yüksek binalar. merak edip birinin tepesine çıkmış aşağıya bakmış insanlar buğday tanesi kadar küçük temel aşağıya indikçe insanlar büyüyor. temel iniyor insanlar büyüyor,temel iniyor insanlar büyüyor en son iyice yere iniyor ve gurbetçi bir simitçi karşısına çıkıyor. boyu boyuna denk. temel ula hemşerum ver bakayum bi simit da diyor ve simiti alıp para vermeden arkasını dönüp gidiyor peşeinden gelen simitçi kardeşim parasını versene diyince temel:ula bendendemu para alacaksun ben seni küçüklüğünden beru tanayrum.

Nefesler:

Temele sormuslar.En cok hangi nefesleri seversin?
-Temel: Cigaramun ilk nefesuyle kaynanamın son nefesunu demiş.

Ay Işığı:

Temel bir gece karanlıkta yürüyomuş. Sonra yolda bir nesne farketmiş. Bakmış görememiş. Eline almış dokunmuş koklamış anlayamış ne olduğunu. En sonunda tadına bakmış ve sevinçle bağırmış: “Ula bu pokmuş iyi ki basmadım!”

Çağdaş:

Temel kafasına takmış her şeyini bırakıp yurt dışına yerleşecek.Bu arada yanına sadece çok sevdiği keçisini almaya karar verir. Temel gümrüğe geldiğinde gümrük memuru Temel in yanında durmakta olan keçisini işaret eder sorar:
- Bu nedir? Temel cevap verir:
- Ha omu haçen o penum köpeğimdir. Gümrük memuru şaşkın tekrar sorar:
-Bune biçim köpek bunun boynuzları var!? Temel gayet pişkin:
- Özel hayatı beni hiç ilgilendirmeyur.

Merak:

Çok kalabalık bir belediye otobüsünde yolculuk eden Temelin ayağına iri yarı bir adam basar…. Nasırı acıyan Temel, adamın yanına yaklaşır ve sorar:
- Ula uşak, sen nerelisun? Adam, Temele bakar, nereli olduğunu söyler ve sonra da sorar :
- Niye sordun?
- Hiç der Temel, bu cins ayular hangi memlekette yetisur diye merak ettum da…..

Kumsalda:

Temel kumsala gitmiş, ve bir adamla bir kadın görmüş. Adam şınav çekiyormuş, kadında adamın yanında güneşleniyormuş.Temel de içinden
-Ulan salak herif karıyı altından kaçırmış haberi yok, demiş.

Torununuz Ödesin

31 Ağustos 2009 Yazan KasirgA  
Kategori Fikra

Cebinde meteliği yoktu. Bir lokantanın önünde durdu, gözü vitrinde bir levhaya takıldı: “Girin ve istediğinizi yiyin. Hesabınızı torununuz ödesin.” Adam, “tam bana göre”, diye mırıldanarak içeri daldı. Havyar, ıstakoz, karides, kuzu pirzolası… Doyduğu halde ne varsa söyledi. Yemeği bitirince, çıkmak üzere hazırlandı. Fakat garson yetişip, hesap pusulasını burnuna dayamasın mı? Hem de tuzlu bir hesap… “Ama”, diye derhal itiraz etti bizimki tabii. “Kapıda hesabınızı torununuz ödesin diye yazmıyor mu?” Garson gayet nazik cevap verdi: “Yazıyor tabi efendim. Ama bu size takdim ettiğim hesap, sizin büyükbabanızın.”

Güzel Çocuk

31 Ağustos 2009 Yazan KasirgA  
Kategori Fikra

Bir gemici geç vakit otele gelmiş. Yer olup olmadığını sormuş: – “İki kişilik bir odada tek yatağım var, demiş resepsiyon görevlisi, ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor.” – “Ziyanı yok”, demiş gemici, verin bana o yatağı…” Ertesi sabah gemici hesabı ödemeye indiğinde otelci sormuş: – “Nasıl uyuyabildiniz mi?” – “Çok güzel uyudum”, demiş gemici. – “Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?” – Hiç horlamadı…” – “Ama nasıl olur?” – “Odaya girince yanağından “Merhaba güzel çocuk” diye bir makas aldım. Sabaha kadar gözlerini kırpmadan yatakta oturdu.”

Karadeniz Fıkralari

14 Ağustos 2009 Yazan admin  
Kategori Fikra

 

Temel berberde saçını kestirirken, Ankara’ya gidip Cumhurbaşkanını göreceğini söylemiş.

Berber de her isteyenin Cumhurbaşkanını göremeyeceğni söylemiş.

Temel birdaha geldiğinde berber sormuş:

-Ne oldu gördün mü Cumhurbaşkanını?

-Cördüm

-Ne dedi?

-Saçunu bu kadar köti kesen berber kim, dedi..
————————————————–

ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM

Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
-Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
-Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.

————————————————–

AĞAÇLARADAN GÖREMİYORUM

Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor :
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun:
-Ağaçlardan göremiyorumki.

————————————————–

AKŞAM SERİNLİĞİNDE

Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars’a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.

————————————————–

ALERJİ

Temel, Cemal’e :
-Fadime’nin kürke alerjisi var.
-Nerden pileysun?
-Ne zaman kürk giymiş pi avrat cörse hastalanayı.

————————————————–

ANLAMLI ANLAMLI

Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
-Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.
-Sen ne yaptın?
-Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.

————————————————–

ARABAM DIŞARIDA

Temel kırtasiye’ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim agır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

————————————————–

ARABASINI SATMIŞ

Temel’e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel’de arabasını satmış.

————————————————–

ARİTMETİK

Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş :
-Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz

————————————————–

ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ?

Adamın biri karadenizli arkadaşına “eşek” demiş.
Karadenizli sormuş :
-Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim?

————————————————–

ASANSÖR

Temel kapıcı, çalıştığı on katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var :
“Asansör pozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki pinadadur”

————————————————–

ASLAN

Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
-Hoop, dur ne yapıyorsun, orası aslan kafesi, diye bağırışmışlar.Temel geri dönmüş,
-Sankim aslanınızı yedük, demiş.

————————————————–

ASMAK

Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
-Ha sen ne yapayudun öyle?
-Hiç kendimi asaydum…
-Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun’a baktıktan sonra cevap verir :
-Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.

————————————————–

AŞAĞISI BİR İŞ DÜŞÜNÜYOR

Karadanizliye sormuşlar :
-Neden baştaki saç ağarıyor da, aşağıdaki ağarmıyor?
-Aşağısı bir iş düşünüyor, yukarısı bin iş düşünüyorda ondan, demiş Karadenizli.

————————————————–

ATALARIMIZ TELSİZ TELEFON KULLANMIŞLAR!!!

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar anlatmaya başlar :
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

————————————————–

AT YARIŞI

At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar.
-Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor.
Adam da :
-1. olana ikramiye var da ondan, der.
Temel de cevap vererek :
-Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.

————————————————–

ATTA GİDECEĞİZ

Azrail Temel’in canını almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İsaret parmağını ağzına sokup, ağuk guğuk sesleri de çıkararak bebek taklıdı yaptı. Azrail durumu anlamış ve Temel’in oyununu bozmamış, gitmiş. Ertesi ve daha ertesi günü Temel yine aynı numarayı yapmış ve kurtulmuş. Hatta daha ileri giderek kendisine birde emzik bile almış. Azrail yine gelmiş, Temel hemen yerde emeklemeye baslamış. Azrail Temel’e :
-Temel gel attaaaa gideceğiz.

————————————————–

AYAĞIMI DENİZE SOKUP

Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş :
-Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak?
Temel akıllı ya :
-Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.

————————————————–

AYAKKABI

Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
-Ne sorayiler?
-Ayakkabı.
Temel’in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
-Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
Temel soruyor :
-Bağcıkli midur?

————————————————–

AYNI YAŞTA TEĞİL MİDUR?

Temel yaşlanmış ve sol ayağı devamlı ağrımaya başlamıştır. Ağrılara dayanamayan Temel günün birinde doktora gitmiş :
-Eyi çünler toktor pey.
-Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim.
-Pir şiçayetum vardur.
-Anlatın sizi dinliyorum.
-Haçan pubenim sol ayağım tevamli olarak ağrımaktadır.
Temeli kısa bir süre inceleyen doktor teşhisini koyar.
-Efendim sizin sorununuz yaşlılıktan meydana gelmektedir. Yani ayağınızda romatizma vardır. Doktorun bu teşhisini duyan Temel :
-Ula toktor pey madem öyle diyeysunuz ama penum sağ ayağım hiç ağrımıyor o da öbür ayağımla aynı yaşta teğil midur.?????

————————————————–

BANA GÜVENMEYİN

Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : “Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85′den yukarı ve bekar olması gerekir…
Temel başvurmuş :
-Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45′den yukarı, boyum 1.67…
-Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun?
Temel gayet ciddi :
-Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim…

————————————————–

BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ?

Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok. Temel komutanın yanına giderek :
-Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.

————————————————–

BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM

Karadeniz’in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon’a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar :
-Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım.
-Buyur sor?
-Şu geriden gelen teyze hanımınız mı?
-Evet, ne olmuş?
-Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada.
-Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur?
-Vaaar!
-Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.

————————————————–

BENDE TUTULDUM

Doktor Temel hastasına sorar :
-Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu?
Hasta :
-Neden sordun?
Temel :
-Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan.

————————————————–

BEN GERİ DÖNÜYORUM

Temel’e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki :
-Gel beraber Amerika’ya yüzelim.
İki kafadar Karadeniz’den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika’ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel :
-Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş.

————————————————–

BENİM ABİ DEVAM ET

Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :
-Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.
Adam acımış Temel’e.Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel!
Camdan bağırmış :
-Benim abi ben, devam et!

————————————————–

BEN ZATEN 8 FOTOĞRAF MAKİNESİ GETİRMİŞTİM

Temel’in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir.Arkadaşı Dursun Temel’e :
-Sen şuraya bir çukur kaz ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum, demiş.Bir süre sonra Dursun gelmiş bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış.Dursun şaşırmış.
-Niye 8 tane çukur kazdın deyince.
Temel :
-8 adet fotoğraf çekmeyecekmiyiz.İşte onun için demiş.
Dursun ise :
-Hiç gerek yoktu.Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim, demiş.

————————————————–

BEYAZ AT BENİM

Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel’in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun’un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus. Dursun’da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun’a :
-Ha Tursun bak bu böyle olmayacak Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.

————————————————–

BIYIK

Lazistan’ı gezmekte olan turist :
-Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş.
Temel, burnuna dikkat çekerek :
-Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.

————————————————–

BİR KUZUDA EVDE

Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal’in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
-Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel’e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar.
-Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
-6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
-Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
-Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
-Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
-Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
-Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
-Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
-İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
-Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
-Olir mi, der Temel.
-Penum evde bir kuzi de kendumin var.

————————————————–

BİR ŞANS DAHA VER

Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş :
-Yedi kere yedi kaçtır?
-Kırk tokuz demiş, Temel.
Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan :
-Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.

————————————————–

BİSİKLET

Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel’e :
-Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
-Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
-Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel :
-Bisiklet, demiş

————————————————–

BİZ NE DEDİK

Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır.
Hakim Temel’e sorar :
-Evladim senin adın ne bakim?
Temel :
-Adım “Temel”, fakat “Z” si yok.
Hakim biran düşünür ve Temel’e dönerek der :
-Evladım, “Temel”de “Z” yok ki!
Temel hemen cevabı yapıştırır :
-Eeeee, biz ne deduk hakim bey?

————————————————–

BMW

Temel BMW almış ve on saatte Trabzon’a varmış. Dönüşte, BMW ile geri geleceğim karşılayın diye İstanbul’a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra varmış, merakla sebebi sorulunca :
-Pu BMW’lerin ileri pes vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var.


Sevgi Aşk